“TÜRK TARAFI ALTERNATİF ÇÖZÜMÜN MASADA OLMASI İÇİN BASTIRIYOR”

RUM BASINI

ürk ve Kıbrıs Türk taraflarının “iki bölgeli iki toplumlu federasyon modelinde uzlaşı sağlanamaması durumunda konfederasyondan başlayıp, iki ayrı devlete kadar her türlü alternatif çözümün müzakere masasında olmasını istediği, bu nedenle de müzakere gündemini açık tutmak için baskı yaptığı” öne sürüldü.

Politis “Esas Sona… İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyonda Uzlaşı Olmaması Halinde Alternatifler İçin Bastırıyorlar” başlıklı haberinde, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Geçici Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un adaya gelişinin, özlü anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediği ve Kıbrıs sorununda ilerleme olduğundan emin konuşulabilmesi için tarafların daha çok yol kat etmesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.

Gazete, Türk ve Kıbrıs Türk taraflarının, “federasyon modelindeki uzlaşı çözümünün gelecekteki bir referandumda onay almaması durumunda konfederasyondan başlayıp, aralarında güçlendirilmiş işbirliği bulunan iki ayrı devlete kadar her türlü alternatif çözümün” müzakere masasında olmasını istediğini savundu.

Haberde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tavır ve söyleminden, önceliğin, Kıbrıs sorununun çözüm prosedürü aracılığıyla bölgedeki enerji menfaatlerini güvenceye almak olduğunun ortaya çıktığı kaydedildi. Gazete, “Sadece Doğu Akdeniz’deki haklarını tesis etmek ve doğal zenginliği paylaşmak istiyorlar. Bu istediklerini elde etmeden silahlarını teslim etmeyecek, hiçbir baskıya da boyun eğmeyecekler” ifadelerine yer verdi.

Habere göre, BM Genel Sekreteri’nin, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile görüşecek olması ve BM Genel Kurulu çerçevesinde Türk, Yunan ve İngiliz liderlikleriyle  de aynı dönemde bir araya geleceğinden, eylül sonunda “Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlar konusunda net bir görüntü olacağını” gösteriyor.

Esas parametresinin, en azından bu aşamada, referans şartlarında mutabakattan çıkacağına işaret edilen haberde, bu aşamada görüşme zeminine dair genel bir anlaşmada kalınacağı; taraflar ortak paydada buluşur ve Crans Montana tipi müzakerelerin son aşamasına kadar ulaşırlarsa, her türlü özlü meselenin müzakereye havale edileceği belirtildi.

Bunun, Guterres çerçevesinin 6 parametresine dair her türlü farklı yorum ve yanlış anlamanın görüşmeyi erteleyebileceğine işaret edilen haberde, “Lute’un gelişine, özlü anlaşmazlıklar da çözülecek gözüyle bakılmamalı. Lute’un, öncelikle Antonio Guterres’in iki liderle görüşmesinin ön hazırlığını yapmak için, ikincil olarak da iki liderin görüşme zeminini şekillendiren temel ilkelerde anlaştığını onaylamak için gelmekte olduğu açıktır” ifadelerine yer verdi.

Politis, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü ‘Avrupa ve ABD’nin uyarılarına rağmen Doğu Akdeniz’deki sondajların durmayacağı” açıklamasına, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos’tan jet cevap geldiğini yazdı.

Habere göre, Pavlopulos, Erdoğan’ın açıklamasından birkaç saat sonra “iyi komşuluk uluslararası hukuka samimiyetle saygıyı gerektirir.  Avrupa ve uluslararası toplum bundan en küçük bir sapmanın ne kadar olumsuz ve tehlikeli emsal yaratacağını anladı ve şu anda MEB sınırlandırması konusunda kendilerinden destek görüyoruz. Türkiye bunu net olarak anlamalıdır” dedi.

Gazete devamla Erdoğan’ın dünkü konuşmasının satırbaşlarından alıntılar aktardı.

Haravgi “Türkiye Ortamı Dinamitliyor… BM Genel Sekreteri İle Üçlü Görüşmenin Mümkün Olması İçin Prensiplerde Anlaşma” başlıklı haberinde Erdoğan’ın konuşması ile “ortamı iyileştirmek yerine dinamitlediğini” iddia etti.

Gazete, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’e yakın diplomatik kaynakların “Türkiye’nin özlü müzakerelerin yeniden başlamasına acele ediyor görünmediğini” savunarak, kinayeli bir üslupla, “Prosedür başka, Türkiye MEB içerisindeyken özlü müzakereler başka” dediklerine dikkat çekti.

“Liderlerin Genel Sekreter ile görüşebilmesi için Lute’un arabuluculuğuyla prensipte anlaşma olacağını” değerlendiren aynı kaynak, “prensip de, başkanın da dediği gibi 11 Şubat 2014 anlaşması,  Guterres Çerçevesi ve uzlaşılmış yakınlaşmalar temelinde müzakere zeminidir. Böylece bir gayrı resmî Crans Montana yolu açılacak. Özlü müzakerelerin başlayıp başlamayacağını o zamana kadarki tavrıyla Türkiye belirleyecek” ifadelerini kullandı.

BİMANŞET