ÇALSIN SAZLAR AÇILSIN ŞİŞELER…

ESRA DAĞLAR

Çalsın sazlar, açılsın şişeler, yensin içilsin sonra içilsin yensin sonra sadece içilsin… Dertli olanlar, kutlama yapanlar, gençler, yaşlılar; nedenli ya da nedensiz küçükten büyüğe herkesin ağzından dökülen tek kelime; şerefe!
İçiyoruz işte; eğlenirken içiyoruz, üzülürken içiyoruz, büyüdüğümüz için içiyoruz, kutlama yapmak için, balık rakısız olmadığı için, uyumak için, dans etmek için, ağlayabilmek için; içiyoruz. Bahanelerimiz öylesine çok ki otomatiğe bağlanmış makineler misali tüketiveriyoruz alkolü. Peki içiyoruz da içerken ve sonrasında neler olduğunu da biliyor muyuz?
Bilmiyoruz. Bilinçsiz alkol tüketicileriyle dolu bir toplumda yaşıyoruz aslında.
Mesela o ilk yudumdan sonra vücudumuzda neler yaşanır biliyor musunuz? Ya da vücudumuz için beklenmedik olan bu davetsiz misafir kendi bedenimizde nerelerde dolaşır? Ya da alkol alınca neden ağır bir ağız kokusuyla karşıkarşıya kalırız? Hadi gelin ben size anlatayım.

Alkol vücutla ilk olarak buluştuğunda beden hemen sarhoş olmaz ama alkolün vücudu ele geçirmesi çok hızlı olur. Alkol mideye iner inmez saldırıya geçer. Molekülleri o kadar küçüktür ki mide zarından içeri giriverirler. Yani her on alkol molekülünden biri daha mideden geçmeden kana karışır. Diğerleri yolculuklarına ince bağırsağa doğru devam eder. Burada büyük bir kısmı emilir yani kılcal damarlardan kana karışır ( bu oran dakikada ortalama 1 gramdır). İçilen miktar ne kadar fazlaysa damarlara ulaşma hızı da o kadar fazladır. Yani ne kadar fazla alkol alırsanız o kadar hızlı bir şekilde kana karışacak demektir. Alkol kana karıştığı için tüm vücuda pompalanmaya başlanır. Önce karaciğere gider, ordan kalbe ve devamında ciğerlere doğru yol almaya başlar. Bir sürü alkol molekülünün ciğerlerinizde olduğunu düşünün, bunların bir kısmı nefesle birlikte dışarı çıkar, yani ağzımız bu yüzden alkol kokar. Kalanlarsa beyine kadar ulaşır. Ve tüm bunların hepsi ortalama iki dakika içinde olur, sadece iki dakika! Ortalama onbeş dakika kadar sonra alkol damarlar yoluyla tüm vücuda ulaşır. Ve insan vücudu bu beklenmedik misafirle savaşmaya başlar. Alınan alkolün sadece %10’u gözyaşı, dışkı, ter, idrar ve solunum yoluyla dışarı atılır. Kalan %90 alkol karaciğerde kalır ve burada bulunan bazı enzimler alkolü yok ederek su ve karbondioksite dönüştürür.

İşte alkolün vücudumuzda yolculuğu bu. Gelelim neden içeriz sorusuna… Sahi nedir alkolü bu kadar çekici kılan ve hayatımızın neredeyse her anına sokan? Dertte kederde, sevinçte, boş zamanlarımızda, arkadaş ortamımızda kısacası sosyal ve özel hayatımızda yerli yersiz beliriveren alkol nasıl böylesine pervasızca hayatlarımızın içine sızabiliyor?
Alkol almak aslında görerek öğrendiğimiz davranışlardandır. İçinde yaşadığımız çevre bize bunu öğretir. Küçüklükten itibaren buna şahit oluruz, dahası neredeyse gittiğimiz her markette göz alıcı bir alkollü içki standı bulunur. Ama küçüklere yasaktır. Biz de büyümeyi bekleriz hatta sabırsızlanırız ki bu da hayatımızda önemli birşey haline gelir zira yasaklar her zaman çekicidir. Hiç sorgulamadan kabul ederiz alkolü hayatımıza. Arkadaş ortamlarında, diskoda, yemekte, evde kısacası hayatımızın genelinde alkole yer veririz. Böylece “sosyal içici” adı verilen bir noktada hayatımızı sürdürürüz.
Alkol aldıktan sonra daha rahat olduklarını, daha cesur olduklarını ya da daha kolay uyuyabildiklerini söyleyen insanlara muhakkak rastlamışsınızdır. Aslında bunlar alkolün bize verdiği geçici etkilerdir. Alkolü aldığımızda birden vücudumuz ısınır ve fazlasıyla enerjik hissedebiliriz. Ya da daha ani kararlar verip düşünmeden hareket ederiz. Çok utangaç olan biri aniden çılgınca dans etmeye başlayabilir ya da çok mutlu görünen biri aniden ağlamaya başlayabilir. Bütün bunların sebebi, alkolün bizim hareketlerimizi kontrol etmekle görevli olan mekanizmamızı baskılaması ve devre dışı bırakmasıdır.
Devamında sarhoşluk var tabi. Alkol zehirli bir maddedir ve sarhoşluk dediğimiz şey de zehirlenmiş olmamızdır. Alınan alkol miktarı vücut tarafından yok edilemeyecek kadar fazla olduğunda zehirleniriz. Konuşmalarımız değişir; dil sürçmeleri ya da gevelemek gibi. Acıya karşı duyarsızlaşırız, hissetmeyiz. Tat ve koku alma duyularımız çalışmaz. Aşırı bir mutluluk ya da üzüntü hissi oluşur. Yürümede ve odaklanmada sorunlar yaşarız. Dikkat ve hafıza bozuklukları yaşarız hatta ayıldıktan sonra sarhoş olduğumuz kısmın yerine kapkaranlık bir görüntü gelir gözlerimizin önüne. Devamında alkol alımına devam edilmesi ise koma riskini doğurur ve acilen hastahaneye başvurulması gerekir. Komadan sonra ölüm riski vardır.
Şişede durduğu gibi durmaz dedikleri de bunlar olsa gerek. Kadehlerin içerisinde fazlasyla masum ve çekici gözüken bu sıvı bize ilk olarak bunları yaşatır. Burada yazılanların hepsi alınan alkol miktarı, çeşidi, içkinin içilme şekli, içkinin hangi şartlar altında içildiği (yer, kişinin psikolojik durumu, duygusal durumu, yanında başkalarının olup olmaması, herhangi başka bir madde alınıp alınılmadığı (uyuşturucu vb.) ve bireysel farklılıklara göre değişebilir.

SAĞLIĞINIZA !!!

Psk. Esra DAĞLAR
daglaresra@yahoo.com

BİMANŞET


7 comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.