“KIBRISLI KARDEŞLERİMİZİN HAKLARINI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

850850p22491EDNmainimg-akar

TC Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) şanlı üniformasını bir tek hainin dahi taşımaması için yeni bilgi ve belgeler doğrultusunda FETÖ ile mücadeleye devam edilecektir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Akar, yayımladığı yeni yıl mesajında, Milli Savunma Bakanlığı ailesi olarak, TSK’nin etkin, caydırıcı ve saygın niteliklerini artırmak için personel temin ve eğitiminden reform niteliğindeki yeni askerlik sistemine, teşkilat yapısından savunma sanayiine kadar önemli çalışmalar yaptıkları ve görevlerini başarıyla yerine getirmeye çalıştıkları bir yılı geride bırakırken, yeni umut ve heyecanlarla 2020 yılına hazırlandıklarını belirtti.
Küresel ve bölgesel düzeyde risk ve tehditlerin arttığı hassas bir dönemde, kutsal vatan topraklarının, mavi vatanın, semaların güvenliğini, 82 milyon vatandaşın huzur ve refahını sağlamak, aynı zamanda dünya barışına katkıda bulunmak için başta TSK olmak üzere, Milli Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumlarının üstlendiği görevleri mesai mefhumu gözetmeksizin yerine getirme gayreti içerisinde olduğunu ifade eden Akar, mesajını şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda, başta FETÖ, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri olmak üzere ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı gece-gündüz, yaz-kış, dağ-bayır demeden ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışı içerisinde azim ve kararlılıkla mücadele edilmiştir, edilmektedir. Asil milletimizin sevgisi, güveni ve duaları, her geçen gün gelişen yerli ve milli savunma sanayiimizin kahraman ordumuza sağladığı harekat imkan ve kabiliyetleri ile yurt içi ve sınır ötesinde verdiğimiz bu mücadele, tüm güvenlik güçlerimizle birlik, bütünlük ve koordinasyon içerisinde azim ve kararlılıkla sürdürülmüştür.”
Akar, Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan DEAŞ ve PKK/KCK/PYD/YPG varlığını sonlandırmak, hudutların ve halkın güvenliğini sağlamak için icra edilen Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarından sonra bu yıl Barış Pınarı Harekatı’nın gerçekleştirildiğini anımsatarak, Barış Pınarı Harekatı ile aynı zamanda Suriye’nin kuzeyinde bir barış koridoru tesis ederek, Suriyelilerin kendi evlerine, topraklarına güvenli ve gönüllü dönüşlerinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığını vurguladı.
Harekatın, Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, Adana Mutabakatı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) terörle mücadeleye yönelik kararları ile BM Sözleşmesinin 51’inci Maddesi’nde yer alan “meşru müdafaa hakkı” çerçevesinde ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak yapıldığının altını çizen Akar, bugüne kadar gerçekleştirdikleri tüm operasyonlarda olduğu gibi bu operasyonda da sivil/masum insanların, tarihi eserlerin, kültürel ve dini yapılar ile çevrenin zarar görmemesi için hiçbir ülkenin göstermediği hassasiyetin gösterildiğini ve her türlü tedbirin alındığını ifade etti.
“STRATEJİK ÖNEME SAHİP ADIMLAR ATILDI”
Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi Irak’ın kuzeyinde de Pençe-1, Pençe-2 ve Pençe-3 operasyonları ile terör örgütlerine karşı mücadele edildiğini belirten Akar, şu değerlendirmede bulundu:
“Yurt içinde ve sınır ötesinde artan bir tempoda devam eden bu operasyonlarda barınma alanları ile lojistik üs ve depolarının imha edilmesi, sözde lider kadroların etkisiz hale getirilmesi, hudut hattında ve ötesinde alınan tedbirler ile oluşturulan baskı neticesinde terör örgütlerinin hareket serbestisi ve eylem kabiliyetleri önemli ölçüde engellenmiştir. Bunun yanı sıra bölgemizin huzur, güven ve istikrara kavuşması yönünde İdlib’te de önemli adımlar atılmış, yaşanabilecek insani trajedilerin önüne geçilmiştir. İdlip’te Astana Süreci ve Soçi Mutabakatı çerçevesinde çabalarımız ve insani yardımlarımız hassasiyetle devam etmektedir.”
Akar, terörle mücadele faaliyetlerinin yanı sıra Kıbrıs ve çevresi dahil, mavi vatanın hak, alaka ve menfaatlerinin de azim ve kararlılıkla korunduğuna vurgu yaparak, “Garantör ülke olarak, uluslararası hukuk çerçevesinde, kendi haklarımızı da Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Libya ile yapılan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması” ile “Güvenlik ve Askeri İş Birliği” mutabakat muhtıraları ile Akdeniz’deki hak, alaka ve menfaatlerin korunması yönünde stratejik öneme sahip adımlar atıldığına dikkati çeken Akar, bu anlaşmalarla her iki ülkenin hak ve menfaatleri doğrultusunda tamamen uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına uygun şekilde Akdeniz’de deniz yetki alanlarının kayıt altına alınarak bölgede oldubittilere izin verilmeyeceğinin açık bir şekilde ortaya konulduğunun altını çizdi.

BİMANŞET


5 comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.