“GÖRÜŞMELERİN FEDERASYON AMACIYLA DEVAM ETMESİ CİDDİ BİR HATA OLUR”

ANASTİ AKINCI

Milli Varoluş Konseyi, mevcut koşullarda Rum tarafı ile görüşmelerin Crans-Montana’da bırakıldığı yerden “iki toplumlu ve iki kesimli bir federasyon” oluşturma amacı ile devamının ciddi bir hata olacağını belirtti.   Konsey Başkanı Vedat Çelik imzasıyla Cumhurbaşkanı Musafat Akıncı’ya iletilen ve yayınlanan metinde, “bunun, statükonun devamı ile Kıbrıs Türk tarafının izolasyonunun sürdürülmesinden başka bir amaca hizmet etmeyeceğine inanmaktayız” denildi.

“Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan ile birlikte adanın tümü üzerinde hakimiyet kurma arayışları nedeniyle elli yılı aşkın bir süredir sürdürülen eşitlik zemininde yeni bir ortaklık kurma çabalarından sonuç alınamamıştır” denilen metinde, geçen dönemde, Rum tarafının müzakere yaparmış görüntüsü vererek, AB üyeliği, hidrokarbon girişimleri, Türk tarafına karşı bölge ittifakları oluşturma gibi oldu bittiler ile istediği hedefe ulaşmaya çalıştığı ve müzakere masasını sadece bir zaman kazanma aracı olarak kullandığı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 13 Temmuz 2019’da, resmi olarak Rum tarafına hidrokarbon keşfi ve kullanımında kapsamlı işbirliği teklifine, Rum tarafının vermiş olduğu yanıtın, Rum tarafında zihniyet değişikliğinin emaresinin bile bulunmadığının kanıtı olduğu ifade edildi.

Metin, şu ifadelerle devam etti:

“Buna rağmen, uygulamada herhangi bir zihniyet değişikliği olmuş gibi 9 Ağustos 2019 tarihinde Anastasiades ile yapılan görüşmede 30 Temmuz 2017 tarihli Guterres belgesi ve geçmiş yakınlaşmalar zemininde nihai tahlilde müzakerelerin Crans-Montana’da bırakıldığı yerden devam etmesi anlamına gelecek taahhütler altına girmeniz bizlere gerçekleri göz ardı etmekte olduğunuzu göstermektedir. Rum tarafının ısrarla devam ettirdiği tek yanlı girişimler ve işbirliği tekliflerimizi reddetmeleri karşısında Türkiye ve KKTC Hükümetleri gasp edilmeye çalışılan haklarımızı gözetmek ve Rum tarafının oldu-bitti’lerine set çekmek için TPAO’ya verilen lisanslar çerçevesinde Türk Kıta Sahanlığı ve KKTC lisans alanlarında sondaj çalışması başlatmıştır. Bu hamle 50 yıldır sanal ve kavramsal boyutta müzakere masasına hapsedilen Kıbrıs Türkü’nün siyasi/egemen eşitliğini hapsolduğu kutudan çıkarma ve sahada Rum/Yunan oyunlarını bozup dengeleme imkanı doğurmuştur. Denizde ve karada Rum tarafının tek yanlı girişimlerini dengeleyici bu tür hamlelerin Kıbrıs’ta denklik oluşmasına katkıda bulunabileceğini ve bu yolla iki taraf arasında işbirliği imkanı yaratmada salt müzakereden daha etken olabileceğini değerlendiriyoruz. Bu kapsamda Hükümetimizin Maraş ve hidrokarbon açılımlarını çok yerinde buluyor, bu girişimlerin tarafların birbirleri üzerinde üstünlük kuramayacağının ve ortak çıkarları için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunun Rum tarafınca da anlaşılmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz.”

Milli Varoluş Konseyi’nin, yıllardır Rum tarafının değişmez kafa yapısı ve hakimiyetçi arayışları karşısında Kıbrıs’ta federal ortaklık kurma ve yaşatma koşullarının bulunmadığını savunduğu da vurgulandı. Metinde, “Gelmiş olduğumuz aşamada mutlak siyasi/egemen eşitlik ve kurucularının eşit statüleri zemininde gerçekleşemeyeceği ortaya çıkan ve zaten gerçekleşse bile sürdürülebilirliği şüpheli olan bir düş yerine, bizleri yıllardır tutsak alan çerçevenin dışına çıkarak, yine Adamızı paylaşmakta olduğumuz Rum tarafı ile işbirliğine açık başka çıkış yolları üretmenin zamanının gelip geçtiğini değerlendirmekteyiz” denildi.

 

Metinde şu ifadelere de yer verildi:

“Tabii ki bu çıkış yolları gökten zembille inmeyecektir. Bunların en uygununu bulmak, halkımıza benimsetmek ve gerçekleşmesi için güçlü irada ortaya koymak siyasi liderlerimiz başta olmak üzere hepimizin görevidir. Gelinen noktada, alternatif çıkış yolları üretmenin hiçbir seçenek ortaya koymamaktan daha iyi olduğu unutulmamalıdır. Kanımızca, ele alınması gereken alternatif çözüm modelleri arasında iki devletli çözüm başta gelmektedir.

Bu maksat için en doğru yöntem olduğuna inandığımız “kadife ayrılık” seçeneğinin, hangi şartlarda Rum tarafı için de cazip olabileceği üzerinde çalışılmasında yarar görmekteyiz. Bu bağlamda TC ve KKTC Hükümetlerinin başlatmış olduğu hidrokarbon ve Maraş açılımı gibi girişimlerin artırılarak devam ettirilmesinin Rum tarafının yeni bir değerlendirme yapmasına kapıyı açabileceğini düşünmekteyiz. Bu nedenle, Rum tarafı ile temas olsun veya olmasın, sonuç alınıncaya ve  Rum tarafı egemen eşitliğimize saygı gösterinceye kadar hiçbir koşulda bu girişimlerimize ara verilmemesi  gerektiğini değerlendirmekteyiz.”

 

 

 

Milli Varoluş Konseyi adına yayınlanan metinde, yarım yüzyılı aşkın sonuçsuz müzakereler sonunda Kıbrıs Türk tarafının müzakere süreci ve Rum tarafı endeksli düşünce ve politikaları bir kenara bırakarak izlenecek yol hususunda Cumhurbaşkanı, Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkililerinin katılımı ile ortak yeni bir yol haritası oluşturulması gerektiği de savunuldu.

“Bütün bu nedenlerle mevcut koşullarda Rum tarafı ile görüşmelerin Crans-Montana’da bırakıldığı yerden ‘iki toplumlu ve iki kesimli bir federasyon’ oluşturma amacı ile devamının ciddi bir hata olacağına ve statükonun devamı ile Kıbrıs Türk tarafının izolasyonunun sürdürülmesinden başka bir amaca hizmet etmeyeceğine inanmaktayız” denilen metinde, uygulamada da görülecek bariz bir zihniyet değişikliği yaşanmadan ve ortak yeni bir zemin  yaratılmadan, zaman takvimli dahi olsa, gerçekçi ve sürdürülebilir bir  sonuç almanın mümkün olmayacağı ifade edildi.

Metinde, Bu şartlar ve böyle bir zemin oluşmadan yapılacak müzakerelerin, ismi ve formatı ne olursa olsun, eski sürecin bir devamı olarak görüleceğini, Kıbrıs Rum tarafınca böyle takdim edileceğini, dışta da böyle algılanacağını ve bir sonuç vermeyeceği bildirildi ve Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bu konuda tarihi sorumluluğunun bilinci içinde hareket edeceğine inanıldığı kaydedildi.

BİMANŞET


Leave a Reply

Your email address will not be published.