Putin Ukrayna’daki savaşı kaybederse ne olur?

Putin Ukrayna

Wall Street Journal yazarı Walter Russell Mead’e göre Rusya’nı Ukrayna’daki savaşı kaybetmesi jeopolitik bir deprem yaratacak. ABD-Çin rekabetinin yanı sıra Avrupa siyasetini de yeniden şekillendirecek.

Kimse Rusya lideri Vladimir Putin’in savaşının nasıl sona ereceğini bilmiyor ama ABD’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski 1994’te riskleri tanımladı. Foreign Affairs dergisine Brzezinski, “Ukrayna olmadan. Rusya bir imparatorluk olmaktan çıkar” diye yazmıştı. Putin de aynı fikirde ve onun ve yakınındaki Rus milliyetçileri için Rusya ya bir imparatorluktur ya da hiçbir şeydir.

Ukrayna’nın kazanacağı bir zafer jeopolitik bir deprem olacaktır. Avrupa’nın 18. yüzyıldan beri korktuğu, batıya doğru genişlemeye kararlı olan Rusya, ortadan kalkacak. Bunun sonuçları Avrupa ve Orta Doğu siyasetini yeniden şekillendirecek ve ABD-Çin rekabetinde yeni bir dönemi başlatacak.

Batı’da pek çok kişi Sovyetler Birliği’nin çöküşünün Rus emperyalizmi tehdidini sona erdireceğini umuyordu ancak Putin’in rejimi olasılıklara meydan okumaya kararlıydı. Ne de olsa Çarlık Rusya’sı Birinci Dünya Savaşı’nda çöktü ve Komünistler imparatorluk Almanya’sıyla Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalarak geniş toprak parçalarından vazgeçmiş ve Ukrayna da dahil olmak üzere eski imparatorluk topraklarının bağımsızlığını kabul etti. Batı’nın bölünmüşlüğünden ve zayıflığından faydalanan Lenin, 2. Nicholas’ın imparatorluğunun neredeyse tamamını yeniden bir araya getirdi ve Stalin, Moskova’yı küresel bir süper güç haline getirmek için daha fazla toprak ele geçirdi.

Rusya’nın nüfus krizi
Putin bu ayak izlerini takip etmek istiyor ama sadece Ukrayna topraklarına göz dikmiş durumda değil. Ukrayna’nın DNA’sını istiyor. Rusya, dünyadaki tüm ülkeler arasında en büyük demografik zorluklardan biriyle karşı karşıya. Rusya Federasyonu’nun nüfusu 1992’de zirveye ulaştıktan sonra 2021’e kadar yaklaşık beş milyon azaldı. Putin’in bakış açısına göre daha da kötüsü, Orta Asya’daki yeni bağımsız eski Sovyet cumhuriyetlerinden gelen etnik Rusların önemli göçüne rağmen, etnik olarak Rus olan nüfus serbest düşüşte ve 2010 ile 2021 yılları arasında 5,4 milyon azaldı. Bu yıllar arasında etnik olarak Rus olan federasyon nüfusunun oranı yüzde 78’den yüzde 72’ye düştü.

Bu arada Rusya’nın İslami azınlık nüfusu da artmaya devam etmektedir. Rusya’nın mevcut nüfusunun yüzde 10’u aslen Müslüman olan etnik gruplara mensup. Bu grupların 2034 yılına kadar federasyon nüfusunun yüzde 30’unu oluşturacağı tahmin ediliyor. Putin’in Rusya Federasyonu’ndaki Ortodoks Slavların hegemonyasını güçlendirmek için Ukrayna halkına ihtiyacı var. Onlar olmadan, Özbekistan gibi Orta Asya ülkelerinde artan nüfusla karşı karşıya kalan Rus milliyetçileri sadece kıyamet ve gerileme öngörüyor.

Küresel olarak büyük önem taşıyor
Bu değerlendirmeler, katı Rus milliyetçilerinin Ukrayna’da zafere ne kadar bağlı olduklarının ve Rusya’nın yenilgisinin küresel olarak ne kadar önemli olacağının altını çiziyor. Ukrayna’da kazanılacak bir zafer, doğuda güçlü bir Çin ve yükselen bir Orta Asya, batıda yeniden canlanan bir güvenlik ittifakı ve içeride huzursuz etnik azınlıklar tarafından sıkıştırılmış, zayıflamış ve itibarsızlaşmış bir Kremlin bırakacak.

Ukrayna’nın kazanacağı bir zafer Moskova’yı tehlikeli bir siyasi meydan okumayla da karşı karşıya bırakacaktır. Ukrayna’nın savaştan gerçekten demokratik ve modern bir devlet olarak çıkacağı kesin değil. Pek çok eski Sovyet cumhuriyeti, eski Yugoslav cumhuriyetleri ve hatta bazı eski Varşova Paktı ülkeleri istikrarlı bir demokrasi kurmakta zorlandılar ve Ukrayna’nın da daha fazla yönetim mücadelesi vermesi muhtemel. Yine de Ukrayna Putin’in savaşının galibi olarak görülürse, Putin’in yönetim tarzının Ortodoks Slavlar arasında işe yarayabilecek tek model olmadığını göstermiş olacak ve pek çok Rus kazananlardan bir şeyler öğrenmek isteyecektir.

Rusya’nın yenilgisi temelde Amerika’nın elini küresel olarak güçlendirecek. Ancak bunun bazı zorlukları da olacak. İyi tarafından bakacak olursak, Rus yayılmacılığı kesin bir şekilde kontrol altına alındığında, Avrupa’daki statükoyu koruma görevi daha az ABD yatırımı gerektirecektir. Amerika’nın ve Batı’nın prestiji zaferle önemli ölçüde artacak ve Rusya’nın kazanması halinde ciddi şekilde zarar görecektir. Zafer kazanan bir Ukrayna, Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerini, Amerikan ittifakının değerini anlayan Avrupa ülkelerinden oluşan savunma yanlısı bir bloğa katacak.

Kötü etkileri de olacak
Ancak tüm haberler iyi olmayabilir. Güçten düşmüş, küskün bir Kremlin kendini Çin’in kucağına atabilir. Rusya’nın istikrarsızlığı büyük güvenlik sorunlarına yol açabilir. Nükleer ve biyolojik silahlar daha da tehlikeli ellere geçebilir. Nükleer bilim insanları yeteneklerini de yanlarına alarak rüzgârlara karışabilir. Suç örgütleri ve siber korsanlar istikrarsız bir Rusya’da ceza almadan faaliyet gösterebilirler. Yine de, Rus imparatorluk tarihine damgasını vuran zulüm ve vahşet göz önüne alındığında, Ukrayna savaşı kazanır ve Brzezinski’yi haklı çıkarırsa göz yaşı döken az olacaktır.

 

 

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak