Yenilginin faturası Şimşek’e kesilir mi?

Mehmet Şimşek

Oksijen Yazarı Güzem Yılmaz Ertem seçim sonuçlarının ekonomiye olası yansımasını yazdı: Bu sonuçların ardından yenilginin faturası Şimşek’e kesilir mi?

Piyasa seçim sonuçlarını nasıl yorumlayacak, beklentiler nasıl şekillenecek?

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti’nin 2023 Genel Seçim zaferinden sonra Türkiye’nin gözü yerel seçimdeydi. Bu yıl yerel seçimleri önemli kılan iki temel unsur vardı: Birincisi Erdoğan ve Cumhur İttifakı‘nın son seçimleri kazanmasına rağmen özellikle büyük kentlerde oy kaybetmesi ve büyük metropollerde güçlenen, hizmete odaklı CHP belediye başkanları.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda yüzde 50’yi bulamaması en önemli işaretlerden biriydi…

Yerel seçim öncesinde iki büyük kentte anketlerin ortalaması şöyleydi:

-İstanbul: Ekrem İmamoğlu %44, Murat Kurum %40, diğer adaylar %16.

-Ankara: Mansur Yavaş %49, Turgut Altınok %40, diğer adaylar %11.

Dolayısıyla Erdoğan’ın en büyük hedefi yerel seçimlerde büyük şehirleri kazanmak olsa da anketler bu zaferin zor olacağı haberini veriyordu. Tam da bu noktada ekonomi politikalarının daha popülist olmasının gerektiği konuşuluyordu. Emeklilere ve asgari ücrete yıl içerisinde ikinci kez zam yapılması düşünülüyordu. Diğer taraftan TCMB gösterge faizi genel seçimlerden bu yana %15’ten %50’ye yükselerek 35 puan artmış, para politikası iyiden iyiye sıkılaşmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iki seçim arasındaki 10 aylık sürede “gevşeme” veya “popülizm” konusunda en ufak bir sinyal bile vermedi. Yerel seçimler öncesinde TCMB’nin son 5 puanlık faiz artışını da destekleyerek tavrını çok net gösterdi.

Şimşek’e desteğe devam

Oysa seçim öncesindeki anket sonuçları ve ekonomideki soğuma yani yavaşlama endişeleri; Erdoğan’a yakın olan bazı isimlerin sıkı para ve maliye politikalardan rahatsız olmasına yol açıyor, bu politikanın yerel seçim sonuçlarını olumsuz etkileyeceği dillendiriliyordu.

Edindiğimiz bilgilere göre, Ak Parti’nin bazı etkili isimleri izlenen ekonomi politikaları nedeniyle endişelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktarmayı denediler. Yüksek faizden vazgeçilmese bile, emekli maaşlarına bir ara zam yapılması isteklerini Külliye’ye aktarmak için çaba gösterdiler.

Ancak Erdoğan tüm bu taleplere kulaklarını kapattı. Hatta, bu taleplerle gelen kurmaylarıyla görüşmeyi bile reddetti.

Erdoğan’ın “Önümüzde seçimsiz 4 yılımız var. Yerel seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Şimşek ve ekonomi yönetimi ile enflasyonu düşürüp, uzun vadeli hedeflere odaklanmalıyız” dediği konuşuluyor.

Piyasa seçim sonucunu zafer olarak görecek mi?

Yabancı bankaların seçim öncesindeki raporlarının satır aralarında, başta İstanbul olmak üzere CHP’li adayların başarı şanslarının yüksek olduğu beklentisi okunuyordu.

Goldman Sachs Group analistleri, bu ay döviz talebinin canlanması nedeniyle lira üzerindeki baskının arttığı bir ortamda seçim gündeminin bitmiş olmasının Türk lirası üzerinde olumlu bir etki yaratacağını belirtiyordu. Aralarında Kevin Daly’nin de bulunduğu analistler, muhalefetin kazanması durumunda  “İstanbul veya diğer büyük şehirlerde sonuçlara itiraz edilmemesi durumunda seçimlerin Türk lirası için olumlu olmasını bekliyoruz” diyordu.

Goldman analistleri seçim sonuçlarının mevcut para ve maliye politikalarında bir değişikliğe neden olacağını düşünmüyor. Analistler seçimden sonra rezervler ve lira üzerindeki baskının azalmasını bekliyor ve TCMB’nin sıkı politikayı sürdüreceğini düşünüyorlar.

Ekonomide yeni adımlar ne olacak?

Seçimlerde alınan sonuçların ekonomi politikalarında somut bir değişikliğe yol açmaması beklense de ekonomiyi zorlu günler bekliyor. Son dönemde hane halkının döviz talebi ve bunu karşılamaya çalışan TCMB’nin döviz satışları nedeniyle döviz rezerv yapısı bozulurken, yüksek faiz oranları ve kredi büyümesine konan sınırlar nedeniyle iç talebin yavaşlamaya devam etmesi bekleniyor. Tüm bu süreçte “TL’de reel değerlenme” politikasının ana yakıtı olan “yabancı para girişinin” çeşitli nedenlerle istenilen hızda olmaması da ekonomi yönetimini zorda bırakıyor. Bu durum önümüzdeki dönemde faizlerin sanılandan uzun süre yüksek seyretmesine veya daha da yükselmesine neden olabilir.

31 Mart akşamı Ak Parti’nin 2002’den bu yana en ağır yenilgisini aldığını söylemek abartı olmaz. Bunun siyasi etki ve sonuçlarını siyasi analistlere bırakıp, piyasaların en önemli endişesine değineyim: Yenilginin faturası Mehmet Şimşek’e kesilir mi?

İstanbul’a sevdası bilinen Erdoğan’ın kaybetme riskine rağmen Şimşek’in uyguladığı politikaların esnemesine izin vermemesi piyasaların en büyük güvencesi olarak görülüyor. Son 20 yılın en yüksek faiz oranlarına rağmen, tarihin en düşük döviz rezervlerine sahip olmamız tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Vatandaşın, başta enflasyon olmak üzere ekonomik göstergelere ne de hedeflere güvenmemesi durumu daha da kritik hale getiriyor. Ben, böylesine bıçak sırtı bir ortamda Erdoğan’ın yerel seçim faturasını Mehmet Şimşek’e keseceğine ihtimal vermiyorum. Emin olun piyasalar da böyle düşünüyor, daha doğrusu böyle düşünmek istiyor.

Şunu da hatırlatmalıyım: Hiç dövizimiz olmaması için bugün itibariyle 65 milyar dolar bulmamız gerekiyor!

Oksijen Yazarı Güzem Yılmaz Ertem

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak