Şimşek: Mayıs’ta yüzde 70’in üzerinde enflasyonla zirveyi bulacağız

Şimşek

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek. Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Ama daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında biz tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız” dedi.

Şimşek, Düsseldorf’ta düzenlenen 8. Türk-Alman Ekonomi Günü programında konuştu. İşte Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar:

  • Türkiye hem büyük bir ekonomi hem de son 20 yılda performansı güçlü bir ekonomi. Dünyada büyük bir borç sorunu var. Faizler yüksek o nedenle borçluluğun düşük olması büyüme açısından önemli.
  • Almanya bu konuda tabi en disiplinli ülkelerden bir tanesi. Türkiye’nin toplam borcu yani özel sektör, hane halkı, şirketlerin, finans sektörünün, devletin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 108, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 255. Dünyada da yüzde 330’un üzerinde.
  • Bizim en büyük önceliğimiz fiyat istikrarı. Yani enflasyonun tek haneye düşürülmesi, mali disiplin ve tabiki yapısal dönüşüm.
  • Yapısal dönüşümden kastettiğimiz yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve sanayide dönüşüm. Bütün bunlar bize daha yüksek sürdürülebilir büyüme imkanını artıracak.
“Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek”
  • Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek. Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında biz tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız. Uzun bir yolculuk ama başaracağız. Çünkü iyi bir programımız var.
  • Bütçe açığı deprem nedeniyle geçen sene çok arttı. Deprem hariç bütçe açığımız yüzde 1,6 milli gelire oran olarak.
“Maastricht Kriterleri ile uyumlu olacağız”
  • Maastricht Kriterleri ile uyumluyuz. Ama depremden dolayı yüzde 5,2. Geçen sene çok tedbir aldık. O tedbirleri almasaydık bütçe açığı çok daha yüksek olacaktı.
  • Biz önümüzdeki yıllardan itibaren bütçe açığını deprem etkisi dahil kalıcı olarak yüzde 3’ün altına düşüreceğiz. Borcun da milli gelire oranını yüzde 35’in altında tutacağız. Yani Maastricht Kriterleri ile uyumlu olacağız.
  • Bu arada, Almanya’ya deprem felaketi nedeniyle bizimle gösterdikleri dayanışma için, yardım için teşekkür ediyorum. Alman halkına, Alman devletine biz müteşekkiriz. En zor dönemimizde Almanya hep bizim yanımızda olmuştur.
Maastricht Kriterleri nedir?

Maastricht Antlaşması’nda AB’ye üye devletlerin Ekonomik ve Parasal Birliğe katılımı için öngörülmüş bulunan zorunlu koşullar belirtilmiştir. Maastricht Antlaşması’nda üye devletlerin Ekonomik ve Parasal Birliğe katılımı için öngörülmüş bulunan zorunlu koşullar Merkez bankalarının aşamalı olarak bağımsız hale getirilmesi için yasal değişikliklerin yapılması ve “makroekonomik yaklaşım kriterleri”ne uyum olarak iki genel başlık altında toplanabilir:

  • Her üyenin yıllık ortalama enflasyon oranı, fiyat artışını en düşük üç üye devletin yıllık enflasyon oranı ortalamasını en fazla 1.5 puan geçebilecektir.
  • Üye devletlerin planlanan, ya da fiili kamu açıklarının gayri safi yurtiçi hasılalarına oranının yüzde 3’ü aşmaması gerekmektedir.
  • Üye devletlerin planlanan, ya da fiili kamu borç stoklarının, gayri safi yurtiçi hasılalarına oranının yüzde 60’ı geçmemesi zorunludur.
  • Her üye devlet, fiyat istikrarı bakımından en iyi sonucu sağlayan üç üye devletin ortalama nominal uzun vadeli faiz oranını en fazla 2 puan aşabilecektir.
  • Üye devletlerin ulusal paraları, Avrupa Döviz Kuru Mekanizmasının izin verdiği “normal” dalgalanma marjı içinde kalmalıdır. (Şu an için yüzde 15, ancak hemen hemen bütün ülkeler yüzde 2.25 marjı içinde kalmaktadır.)

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak